NUMARALI
HADİS-İ ŞERİF:
117 - (2613) حدثنا
أبو بكر بن
أبي شيبة.
حدثنا حفص بن
غياث عن هشام
بن عروة، عن
أبيه، عن هشام
بن حكيم بن حزام.
قال:
مر
بالشام على
أناس، وقد
أقيموا في
الشمس، وصب
على رؤسهم الزيت.
فقال: ما هذا؟
قيل: يعذبون
في الخراج. فقال:
أما إني سمعت
رسول الله صلى
الله عليه وسلم
يقول "إن الله
يعذب الذين
يعذبون في
الدنيا".
{117}
Bize Ebû Bekr b. Ebî
Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Hafs b. Gıyâs, Hişam b. Urve'den, o da
babasından, o da Hişam b. Hakim b. Hizam'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş:
Hişam Şam'da bir takım
İnsanların yanına uğradı ki, güneşe karşı dikilmişler; başlarının üzerine de
zeytinyağı dökülmüştü.
— Bu ne? diye sordu.
— Vergi için azab olunuyorlar! denildi. Bunun
üzerine:
— Beri bakın, Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi
ve Sellem):
«Şüphesiz ki, Allah
dünyada azab edenleri azab edecektir.»,
buyururken işittim, dedi.
118 - (2613) حدثنا
أبو كريب.
حدثنا أبو
أسامة عن
هشام، عن أبيه.
قال: مر
هشام بن حكيم
بن حزام على
أناس من
الأنباط بالشام.
قد أقيموا في
الشمس. فقال:
ما شأنهم؟ قالوا:
حبسوا في
الجزية. فقال
هشام: أشهد
لسمعت رسول
الله صلى الله
عليه وسلم
يقول "إن الله
يعذب الذين
يعذبون الناس
في الدنيا".
{118}
Bize Ebû Kureyb rivayet
etti. (Dediki): Bize Ebû Usâme, Hişsm'dan, o da babasından naklen rivayet etti.
(Demişki):
Hişâm b. Hakim b. Hizam
Şam'da Acem fellahlarından bazı kimselerin meyanına uğradı, bunlar güneşe karşı
dikilmişlerdi.
— Bunlara ne olmuş? dedi.
— Vergi için hapsedildiler! dediler. Bunun
ürerine Hişânı şunu söyledi :
— Şehâdet ederim ki, ben Resûlullah (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem):
«Şüphesiz ki Allah
dünyada insanları azab edenleri azab edecektir.» buyururken işittim.
118-م - (2613)
حدثنا أبو
كريب. حدثنا
وكيع وأبو
معاوية. ح وحدثنا
إسحاق بن
إبراهيم.
أخبرنا جرير.
كلهم عن هشام،
بهذا الإسناد.
وزاد في حديث
جرير: قال وأميرهم
يومئذ عمير بن
سعد على
فلسطين فدخل
عليه فحدثه.
فأمر بهم
فخلوا.
{m-118}
Bize Ebû Kureyb rivayet etti.
(Dediki): Bize Veki' ile Ebû Muâviye rivayet ettiler. H.
Bize İshâk b. İbrahim de
rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr haber verdi.
Bu râvilerin hepsi
Hişâm'dan bu isnadla rivayet etmişlerdir. Cerîr'in hadîsinde şu ziyâde vardır :
«Dediki: O gün onların Filistin'deki emîri Umeyr b. Sa'd idi. Hişâm onun yanına
girerek (hali) kendisine anlattı. O da emir verdi ve fellahlar serbest
bırakıldılar.»
119 - (2613) حدثني
أبو الطاهر.
أخبرنا ابن
وهب. أخبرني
يونس عن ابن
شهاب، عن عروة
بن الزبير؛
أن
هشام بن حكيم
وجد رجلا، وهو
على حمص، يشمس
ناسا من النبط
في أداء
الجزية. فقال:
ما هذا؟ إني
سمعت رسول الله
صلى الله عليه
وسلم يقول "إن
الله يعذب الذين
يعذبون الناس
في الدنيا".
{119}
Bana Ebu't-Tâhir rivayet
etti. (Dediki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus İbni
Şihâb'dan, o da Urve b. Zübeyr'den naklen haber verdikî, Hişâm b, Hakîm Hıms'da
iken Acem fellahlarından bir takım insanları cizyeyi ödemek için güneş altında
tutan bir adam bulmuş ve :
— Bu ne? Ben Resûlullah
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i
«Şüphesiz Allah dünyada
insanları azab eden kimseyi azab edecektir.» buyururken işittim, demiş.
İzah:
Bu hadîs insanları
haksız yere azab edenler hakkındadır. Binâenaleyh kısas hudud ve ta'zir gibi
haklı olarak yapılan tazibler hükümde dâhil değildir.
Hadîsin bâzı
nüshalarında Umeyr b. Sa'd yerine Umeyr b. Saîd denilmiştir. Kaadî İyad ekseri
nüshalarda bu zâtın ismi Umeyr, b. Sa'd şeklinde zikredildiğini söylemiş,
«Doğrusu da budur...» demiştir. Kendisini Hz. Ömer Hıms‘a vali tayin etmişti.
Hz. Umeyr, Kur'ân-ı Kerîm'i bir araya toplayanlardan biridir.